Türk dizisi diye şans vermeyecekseniz yeniden düşünün

Elçin Demiröz Duru yazdı...

 

Konservatuvarın tiyatro bölümü öğrencilerini 500 metre öteden tanırsınız. Zira eğitimleri büyük oynamayı içerir. En arkadaki seyirciye bile ulaşacak ses, mimik ve jeste göre eğitilirler. Ne de olsa tiyatro bir gösteri sanatıdır ve görmek yetmez, göstermek zaruridir. 

Netflix’in 6 bölümlük yeni mini dizisi Fatma son günlerin en çok konuşulan yapımı. Özellikle başrol oyuncusu Burcu Biricik’in oynamayıp, adeta yaşayarak hayat verdiği Fatma karakteri, tam da girizgahtaki gibi “oynadığını göstermek” şöyle dursun, “görünmeyeni oynamak” noktasında çok zor bir işi başarmış. 

TEMİZLİK=İNSANLARI TEMİZLEMEK

Fatma, Özgür Önurme'nin kaleme aldığı ve Özer Feyzioğlu ile yönetmen koltuğunu paylaştığı, psikolojik – drama ile gerilim – aksiyon arasında bir dizi olarak karşımıza çıkıyor. Burcu Biricik’in başrolünü üstlendiği yapımın kadrosunda Uğur Yücel, Mehmet Yılmaz Ak, Hazal Türesan, Olgun Toker, Gülçin Kültür Şahin, Deniz Hamzaoğlu, Çağdaş Onur Öztürk var. Ayrıca Burhan Öcal, Umut Kurt ve Ecem Uzun gibi tanıdık isimleri de konuk oyuncular olarak görüyoruz. 

Özgür Önurme aslında belgesel yönetmeni. Sıradan insanların hayat kesitlerine ilgi duyan Önurme, bir şehirlerarası seyahatinde, temizlik işlerinde giden bir kadının insanları temizlemesi üzerine kurulu bir hikaye yazmaya başlıyor. Herhangi bir konuda fikri alınmamış, görüşüne başvurulmamış, toplum tarafından tamamen bastırılarak etkisiz hale getirilmiş bir kadının içindeki gücü keşfetmesini ve varoluş mücadelesini konu alan bu senaryoyu, ilk uzun metrajlı filmi Cep Herkülü: Naim Süleymanoğlu’ndan tanıdığımız, aslen reklam yönetmeni Özer Feyzioğlu yönetiyor. Yapımın ilk 3 bölümünde kendini keşfetme mücadelesinin içinde bir kadın görürken, son 3 bölüm sisteme ayak uydurup, görünmezliğini keşfedip ufku genişleyen bir Fatma izliyoruz. 

GÖRÜNMEZLİK HEM ZAAF HEM AVANTAJ

Fatma, kocası Zafer’i arayan temizlikçi bir kadın. Onun küçücük dünyasında “Zafer’i tanıyon mu sen?” sorusunun anlamı çok büyük. Tanıdığı, tanımadığı herkese, adeta oyuncağını kaybetmiş bir çocuk saflığında sorduğu aksanlı bu soru cümlesini çoğu insan duymuyor bile… Önce bir zaaf gibi gözüken görünmezliği, sonra süper güce dönüşüyor. Bir taraftan hikayenin dram altyapısını oluşturuyor, diğer taraftan da yakalanmayan bir seri katil olmasının avantajı haline geliyor. Ancak diziyi, sadece seri katil yaratmak için kurgulanmış bir hikaye olarak okumamak lazım. Fatma’nın karşılaştığı adaletsizlikler, hoyratlıklar, yok sayılmalar aslında içinde başlayan isyanın fişekleri. Cinayet ise, zorla içine çekildiği durumlardan bir kaçış metaforu, yani sonuç olarak karşımıza çıkıyor. Yapımın en büyük başarısı, Fatma’yı cinayete iten nedenlerin hem çok sıradan, hem de çok iyi dokunmuş olması. Çocukluk travması, namus lekesi ile evlenme, otizmli evlat, karanlık işlere bulaşıp hapse giren ve sonra da kaybolan koca, çocuğunun ölmesi, geçimini sürdürebilmek için temizlik işlerine başlaması, burada kendi “görünmez” gerçeğiyle yüzleşmesi… Kısaca Fatma, dünyayı omuzlarında taşımaktan yorulmuş bir kadın olsa da aslında çoğumuzdan daha güçlü. Çünkü kaybedecek hiçbir şeyi kalmamış. 

FATMA PSİKOLOJİSİNDE GEÇEN 4 AY

Role hayat veren ve yapımdan çok oyunculuğu konuşulan Burcu Biricik, dizinin ilk bölüm senaryosunu okuyup çok etkilendikten sonra seçmelere katılmış. Hatta bu rol için Avrupai bulunacağını düşünerek seçilmeyeceğinden korkmuş. Bir psikolog eşliğinde 4 ay boyunca role hazırlanan Biricik, yaratıcı ekiple birlikte Fatma’nın psikolojisine girmek için epey çaba sarf etmiş. Oynamayı bir kenara bırakıp Fatma’yı sadece sahnede değil bir yaşamın içinde yaratabilmek için psikolojik seanslar yaptığını belirten Biricik, bugüne kadar hazırlandığı en zor rol olduğunu söylüyor. Her ne kadar Fatma, bu dizide küllerinden yeniden doğduysa Biricik’in de, sıfırdan bir karakteri bu kadar “gerçek” hale getirebilmesi çok az oyuncuda rastlanabilir bir başarı. Hatta sadece “oyunculuk” kabiliyetiyle açıklanması zor. Empati, psikoloji, felsefe, sosyoloji… Yani hayatın birçok alanından başlık içeriyor ve aslında bir oyuncuyu daha bilge bir mertebeye taşıyor.

EĞER BİR TÜRK DİZİSİ DİYE ŞANS VERMEYECEKSENİZ YENİDEN DÜŞÜNÜN

İlginçtir ki bu cümle uluslararası bir film kritiği sitesinde Fatma için geçiyor. Üstelik diziden, “Bir Başkadır’dan sonra temizlikçi bir kadını kahraman yapan ikinci Türk Netflix yapımı” olarak bahsediliyor. Şu anda 190 ülkede aynı anda yayına giren yapım, dünyanın birçok yerinden övgü dolu eleştiriler topluyor. 

Bu yapımı sadece başarılı bir oyuncuyu merkezine alarak taşı gediğine oturtmuş bir çalışma olarak görmek emeğe haksızlık olur. İyi katmanlanmış bir senaryo doğal bir anlatım dilinde, hiçbir şeyin altını ekstra çizmeden, göstermeden kendiliğinden gelişen sahici bir akışla ekrana taşınmış. İzleyicinin, bir perdeyi aralayıp Fatma’nın hayatını izleyip çıkmış gibi hissetmemesi için hiçbir yapay şey yok. Uğur Yücel hayranlarının kendisine çok az rol verildiği ile ilgili şikayetleri olsa da, canlandırdığı yazar karakterinin filmin özellikle aynası gibi konumlanmış olması dikkat çekiyor. Yücel, hemen yanı başındaki Fatma’yı teğet geçip, televizyon karşısında Müge Anlı vari programlardan kitabına hikaye avlamaya çalışırken aslında komik duruma düşüyor. Yani izleyicisi olduğu hikaye hemen yakınında çok daha gerçek bir biçimde yaşanırken, bizler izleyici olarak asıl onun sıradan hayatının hikayesizliğini izliyoruz.

Aslında baktığımızda Türkiye normlarında bir ülkede birçok kişinin benzer hikayesi, hikayeleri var. İlginç olan kapitalizmin standartlarına göre erkek egemen bir toplumda, eğitimi veya statüsü olmayan fakir bir kadının görünmez hikayesini tam da bunu görmeyenlere sunuyor olması. Harika bir dozla, abartıdan uzak, iliklere kadar işlemiş bir sahicilikle… 

Sağol Fatma. Zira bizim de izleyici olarak zihnimizi, içimizi temizlemenin ve gözlerimizi ovuşturmanın zamanı çoktan gelmişti… 

Odatv.com


 
 
Bu habere tepkiniz:
Elçin Demiröz

İLGİLİ HABERLER
Odatv